Blog Dünyası ve Etkileri

Blog dünyası geliştikçe çeşitliliğe ve farklı konulara dallanmaya başlıyor. Yeni bir akım olarak da Blog Haberciliği adı altında söylemler yer almaya başlamıştır. Mehmet Barlas (2005 yılında) “Türkiye’de blog gazeteciliği yapan yurttaşlara pijamalı gazeteciler” adını vermiştir.

Mehmet Barlas, geleceği iyi görebilen, tecrübeli yazarlarımızdan bir tanesidir. 2005 yılında söylediği bu söz bu yıllarda başlayan bir akımın ön görülmesidir. Sayın Barlas’a sonuna kadar katılıyorum ve hatta önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bloggerların geleceğin medya patronları arasında yer almasa bile, geleceğin medya patronlarına kök söktüreceğini söyleyebilirim.diyorduk… Ancak blog yazan maalesef ki kalmadı…

Bu sözümü ilk olarak Okan Üniversitesinde konuşmacı olarak katıldığım bir konferansta söylemiştim. 2005 yılında belki hayali bile düşünülmezken şuanda bu hayalin birçok bloggerın gözünde yaşandığını ve önümüzdeki yıllarda net olarak görebileceğimizi düşünüyorum.

Sayın Barlas, bu sözü söylerken halkın, ismi duyulmamış gazetecilik eğitimi almamış, uzmanlık alanı olarak kendini bir yönde geliştiren bloggerların profesyonel bir kurum çatısında değil de kendi evlerinden, mobil cihazlarından artık anlık olarak haber paylaşımları yapacağını düşünmüştür. Şu günlerde ise birçok blogger bu hayali Taksim Meydanı’nda bir kafeden, Van’da bir otelden, Kars’ta 3G bağlantısı ile bir dağın başında telefonundan yayın yaparak gerçekleştirmekte olduğuna şahit oluyoruz…

En son Van depreminde ve Gezi Parkı olaylarında bunun birçok örneğini gördük. “Orada su yok lütfen su gönderin!” Tweetlerinden tutun da, “Eski elbiselerinizi gönderin dedik de yırtık elbiselerinizi gönderin demedik! İnsanlar üşüyor yardım edin!”, “Burada hayvanlar aç ve susuz lütfen evinizin önüne bir kap su bırakın” şeklinde blog yazıları ve haykırışlar bunun en önemli örnekleri olarak sıralanabilir.

Belki bloglarına eş zamanlı olarak haber girenler bir elin parmağını geçmiyor. Fakat Twitter gibi Mikroblog platformlarından eş zamanlı olarak olayları canlı canlı, yaşayarak, olayların tam ortasında okuyucularına bilgi vererek paylaşımlar yapmaktadırlar.

Evet geleceğin pijamalı medya patronları şu sıralarda emekleme aşamasında. Emeklerken yürümeyi öğrenecek ve ardından da koşmaya başlayacaklar.

Blogger’ların Etkileri

Blogger’ları birçok kişi veya kurum küçümsese bile bloglar, bir anda tüm dünyaya yayılabilecek ve İnternet dünyasını etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyele sahiptir. Bir televizyonu önümüze aldığımızda bize anlatılanları sadece seyretmekle yetiniriz. Bir gazetede de durum aynıdır.

Hiçbir zaman oradaki haberlere etki edemezsiniz. Televizyon ve Gazeteye yalnızca görüş bildirebilirsiniz. Fakat o haber bir şekilde servis edilmiştir ve etken olmaktan çok uzak kalmışsınızdır.

Fakat İnternet dünyasında, sanal dünyada durum biraz farklıdır. Haberler ve olaylar anlık olarak internette sunulmakta ve birçok kişi bu platformlar üzerinde tepkilerini, duygu ve düşüncelerini anlık olarak aksettirebilmektedir. Eğer bir yanlış varsa, eğer bir yalan varsa televizyon ve gazeteye göre çok daha hızlı aksiyon alınmakta, insanlar tarafından gerçekler daha kolay ortaya çıkarılabilmektedir.

Bir haber yayınlandığında okuyucular mutlaka tepki gösterebilmekte, gerekirse yapılan haberlere etken olarak yön verebilirler.  Bunun birçok örneğini sosyal medyada gördük. Hele ki ülkemizin popüler haber ve gazete sitelerinde yanlış veya halkı yönlendirici haberlerin büyük bir tepki ile karşılandığını, hatta o haberlerin birçok kez yayından kaldırıldığını görüyoruz.

Blogger dünyasında da durum farklı değildir. Hem blogger’lar yayınladıkları haberlerle medyaya etkin olabilmekte hem de blogger’ların haberlerine, okuyucuları yorumlar yaparak bir şekilde etken olabiliyorlar.

Birçok bloggerın bir çatı altında toplanarak, ya da birlikte hareket ederek yaptıkları haberler (manifestolar, mimler, protestolar vs.) dünyaya birkaç dakika içerisinde yayınlayabilme ve etki edebilme potansiyeli olduğunu kanıtlar derecesindedir. (http://www.gunesintamicinde.com/birlesik-karinca-islemcisi/)

Ülkemizdeki popüler blogları göz önüne aldığımız zaman tek başlarına bile milyonlarca kişiye ulaşabildiklerini görülebilir. Birçok olay karşısında kendi görüşlerini yüzbinlere ulaştırabilecek kadar büyük potansiyele sahip olan Türk blogger’lar, Sosyal Medya ile bütünleştiklerinde milyonlara ulaşabilmeleri hiç de zor değildir.

“Birçok popüler bloggerin birlikte hareket ettiğini düşünürsek milyonlara ulaşmalarının çok kolay hatta sadece bir “Yayınla” butonuna basmak kadar basit olduğunu söyleyebilirim. “

Doğal olarak bu kadar büyük bir güce sahip olmak birçok noktada blogger’ların etken olduklarını, olabileceklerinin bir kanıtıdır. Blogger’lar aldıkları bu gücü ziyaretçilerine ve sosyal medya etkisine borçludurlar.

Ne kadar kaliteli içerik üretirseniz o kadar popüler, aynı zamanda o kadar ekili olabilirsiniz. Mesele bunu takipçilerinize hissettirmek ve inandırabilmekten geçer. (Bu konuya ilerleyen bölümlerde dikkat çekmeye çalışacağım.)

Avrupa’ya şöyle bir baktığımızda olayların anlık olarak yorumlanması, İnternet dünyasına anlık olarak aktarılabilmesi için yapılmış birçok çalışma karşımıza gelmektedir.  Bildiğimiz habercilik, anlamını blogger’lar ile sanal dünyaya farklı tatlarda sunulmaktadır.

Yemek, teknoloji, resim, lifestyle, kültür ve gezi gibi birçok alanda Türkiye’deki bloglar yüzlerce farklı platformda irili ufaklı networkleri sayesinde büyük kitlelere ulaşabiliyorlar.

Ulaşmaya da devam edecekler!

Blog dünyasındaki en önemli etken ücretsiz olması ve milyonlarca kişiye bir anda ulaşabilme potansiyelidir.

  • Onların satır limitleri yoktur.
  • Onların editörleri yoktur.
  • Onların kuralları yoktur.
  • Onların mesaileri yoktur.
  • Onların zorunlulukları yoktur.
  • Onların rapor verme ihtiyaçları yoktur.
  • Onların baskı, dağıtım gibi maliyetleri yoktur.
  • Onlar okuyucularına daha samimi görünürler.
  • Onlar sosyal medyanın bir parçasıdır.
  • Onlar kısa sürede milyonlara ulaşabilirler.
  • Onlar markalara etken olabilirler.
  • Onlar kitlesel tepkileri tetikleyebilirler…

…ve daha bunun gibi birçok önemli nokta vardır. Bu noktalar blogger’ların habercilik konusunda önlerinde hiçbir engel olmadığını, samimi ve içten yazabilmelerini sağlar. Belirli kuralları ve editörleri olmadığı için de rahatça, en içten duyguları ile okuyucularını etkileyebilirler.

Yanlış anlaşılmasın, kurallar noktasında geleneksel dünya ve basılı mecraların kurallarından bahsediyorum.

Aslında onların da katı ve kesin sınırlarla altını çizdikleri kendi kuralları vardır.

Kimileri para ile yazı yazmaz, kimileri araştırmadan soruşturmadan yazmaz, kimileri siyasete bulaşmaz, kimileri gizliden gizliye reklam yapmaz, kimileri kafasına göre hareket eder, kimileri başkalarına hakaret etmez, kimileri isimlerini gizler, kimileri doğruları bile sorgular…

“Evet, onların da kuralları vardır. Fakat bu kuralları koyan da, çiğneyen de, denetleyen de kendileridir!”

Onların satır limitleri yoktur. Kimileri 4-5 bin kelimeyi bir tek blog yazısında dile getirirken, kimileri 2-3 paragraf yazar.

Kimi zaman görsellerle süslenen yazılarımıza bir saat vakit ayırıp okumak gerekebilir. Çünkü biz blogger’ların satır limitleri, harf sayıları yoktur. Hiçbir zaman da olmayacaktır.

Yorum yapın

teakolik hamza şamlıoğlu blog logo

Wordpress altyapısını kullandığımız bu sistem, Sunucu Çözümleri firmasında yüksek performans sağlayan özel sunucularda barındırılmaktadır. Görüntülemek için en iyi Chrome tarayıcı, 1920x1080 çözünürlük ve Full HD Android telefonlarda çalışır. Ayrıca Sitedeki içeriği istediğiniz gibi çarpabilirsiniz. :)